1/19/2010

Harley Davidson...







we believe in going our own way, no mater which way the rest of the world is going.
we believe in bucking the system that's built to smash individuals as bugs on a windshield.
some of us believe in the man upstairs. all of believe in sticking it to the man down here.
we beleive in the sky, and we don't belive in the sunroof.
some of us belive in the man upstairs. all of believe in sticking it to the man down here.
we believe in freedom.
we believe in dust, tumbleweeds, buffalo, mountain ranges and riding off into the sunset.


we believe in saddle bags and we believe that cowboys had it right.
we believe in refusing to knuckle under to anyone.
we believe in wearing black, because it doesn't show any dirt or weakness.
we believe the world is going soft, and we're not going along with it.
we believe in motor cycle rallies that last a week.
we believe in road side attractions, gas stations hot dogs, and finding out what's over the next.
we believe in tumbling engines, pistons the size of garbage cans, fuel tanks designed in 1936,
freight-train size headlights,chrome and custom paint.
we believe in flames and skulls,we believe life is what you make it, and we make it one hell of a ride.
we believe the machine you sit on can tell the world exactly where you stand.
we dont care what everyone else believes.
Amen.

1/10/2010

Şevişelim mi ???



Aslında kızda da hata var, türkün gücünü gösterin demiş, çocukta göstermek istemiş. Sonuçta türkün gücü nerede olabilir ki...

1/09/2010

Facebook ve Sütyen Rengi



Bir Facebook çılgınlığı var dünden beri, meme kanserine dikat çekmek için dişi kişiler arasında dönen bir mail sütyen renginizi ileti olarak yazın diyor. Buna görede insanlar işte ileti olarak orange,purple,grey, zart ve zurt yazıyor. Meme kanseri ie ne alakası var bunu çözemedim zaten ben senin sütyen rengini bilirsem "evet meme kanseri çok can alıyormuş" diye aklımamı gelicek yoksa sen "bi kontrol ettirmeliyim" mi diceksin.Neyse saçmalığını bir tarafa bırakırsak ben işi bi level ileri taşıdım ve istatistiğe döktüm dün gece itibariyle ve;

3 kişi siyah
2 kişi kırmızı
1 kişi bordo
1 kişi krem
1 kişi beyaz
1 kişi pembe-siyah karışık
1 kişi özgür takılıyormuş sütyen konusunda...
Tabi bu bilgi size ya da bana ne yarar sağlıyacak onu da bilmiyorum... Siz en iyisi yukarda ki fotoya bakın gitsin.

Edit: Kızlar neden birbirlerinin sütyen rengini beğeniyor anlamıyorum, hadi erkekler abaza...

So What Does It All Mean?



Bilgileri gerekli mi, değil ama yine de siz öğrenin...

İdealtepe Çocuğu....




Yakışıyor mu delikanlıya ???

1/02/2010

Top 10 : Pink Floyd




Öncelikle söylemeliyim ki liste benim en sevdiğim 10 şarkıdır. İlla ki sizin listeleriniz ile birebir örtüşmeyecektir. Aslında sevdiğim grupların Top5 listelerini yapmak gibi bir planım vardı ama Pink Floyd için 5 şarkının yetmeyeceğini anladım ve bu sayıyı 10 olarak değiştirdim. Artık başlayayım ufaktan...

10- Welcome to the Machine : Aslında sıralamadaki en zor yerlerden biri idi bu 10 numara. Çok aday vardı ve kim kalsa yazık olucaktı. En çok Time ile kapıştı son anda listeye girdi. Neyse konumuza dönelim ve şarkıyı kendimizce analtmaya çalışalım. Aslında sadece bir kısım sözlerini yazsam çok şey anlatırım diye düşünmekteyim.

welcome my son, welcome to the machine
what did you dream? it's alright we told you what to dream
Tam olarak 3 kuruşa sistem için çalışan bizi anlatan bir şey. Bu cümle ile beni benden alan belki de şu hayata isyan ettiren şarkı...

9- Marooned : Bu şarkı için ne diyeceğimi bilemiyorum. Genelin aksina çok fazla sevdiğim Divison Bell albümündedir. Benim için her zaman bir şarkıdan fazlası olmuştur. Kelime olarak ıssız bir yerde terkedilmek anlamına gelir. Gerçekten şarkı da bana hep yalnızlığı ve hüznü çağrıştırmıştır. Gecenin karanlığında insana çok fazla şey düşündürtendir. 02:30 da başlayan solosu için David Babaya her zaman şükran duyulması gerekmektedir. Ah keşke ben de böyle gitar çalabilsem...

8 – Sorrow : Bu şarkı belki de daha üst sıralarda olmayı hakediyor ama orjinal versiyonuna bir türlü ısınamadım ondan galiba. Ama Pulse için konuşacaksak diyecek bir şey bulamamaktayım. Bu şarkıdan da kısa bir yer vericeksem eğer kesinlik şurası olur.

there's an unceasing wind that blows through this night
and there's dust in my eyes, that blinds my sight
and silence that speaks so much louder that words,
of promises broken
Zaten bir insan diğerine niye bir söz verir ki, bu kadar güvenilmez midir ki insanlar birbirlerine söz verme ihtiyacı duyarlar... Solosu için bir şey demek istemiyorum, sonuçta David Gilmour solosu nasıl olabilir ki? Tek kelime ile mükemmel...

7 - Any Colour You Like : Listedeki Marooned dan sonraki bir başka enstrümental şarkı. Bu şarkı bana ne anlatıyor hala emin değilim ama o gitar ve synthesizer benim hep bi şekilde içimi burkmaktadır. Seçimler ya da seçimsizlikler üzerine düşündürtmeye sevk etmiştir beni belki de isminden dolayı... 01:20 den itibaren gene David Baba sazı pardon gitarı eline alır ve efsane yaratır kısaca...

6 – Hey You : Listede yükselirken ister istemez The Wall’a geliyoruz. Ne denir bilemicem zaten bu albüm için. Açıkcası bu albümden herhangi bir şeyi yorumlamak haddime mi ondan bile emin değilim. En iyisi ben susayım Roger Waters konuşsun.
hey you, don't tell me there's no hope at all
together we stand, divided we fall.

5 – Wish You Were Here : Liste eğer bunu okuyacak olan var ise nasıl gidiyor bilmemekteyim. Zaten yazarken şarkıları da tek tek dinlediğim için artık umrumda da değil. Zaten tam Şarkıyı yazarken listede kendiliğinden geldi. Bu bir işaret mi onuda bilmiyorum. Özlemek fiilinin anlam bulduğu şarkıdır bu benim için. Bu sefer farkılılık yapıp türkçe sözlerini vereceğim sizlere
demek ayırt edebileceğini sanıyorsun cehennemi cennetten,
mavi gökleri acıdan.
ayırt edebilir misin yeşil bir tarlayı soğuk çelik raylardan?
gülüşü bir peçeden?
ayırt edebileceğini mi sanıyorsun?

ve kahramanların yerine hayaletleri koymaya mı zorladılar seni?
sıcak küllerin yerine ağaçları?
sıcak havanın yerine serin bir meltemi?
donuk rahatlık yerine değişimi?
ve savaştaki bir harekete katılmayı,
değiştin mi kafesteki liderlik rolüne

nasıl isterdim, nasıl isterdim burada olmanı.
biz yalnızca iki yitik ruhuz bir akvaryumda yüzen, yıllardır,
aynı eski toprakları aşındırarak. ne bulduk ki?
aynı eski korkuları
keşke burada olsaydın.

4 - Echoes : Öncelikle bu listeyi hazırlarken böle bir ruh haline gireceğimi düşünmemiştim. Şarkıları ardarda dinlemek baya etkiledi beni. Açıkcası Echoes dinlerken iyice tribal oldum galiba. Kısaca şarkıdan bahsetmek isterim ama 23 dakikalik bir şeyden nasıl kısaca bahsedebilirim bilmiyorum. Ekşide bu parça için evrenin sesi lafını okumuştum. Benim içni gecenin sesidir bu parça. Gecenin artık uyumaktan başka bir işe yaramayacağı saatlerde kulakta kulaklık, martı ve gitar sesleri bütünlüğü ile gözleri kapatıp hayal dünyasına sokmaktadır bu şarkı beni. İnsana albatros görmek isterir bu şarkı.

3
– High Hopes : Liste bitmeye doğru yaklaşırken efsaneler bir bir hatırlanmaya başlanıyor. Şarkıyı açıyor ve yazmaya başlıyorum hissettiklerimi... Öncelikle kendisi 8 buçuk dakikalık bir baş yapıttır ve büyük ihtimalle bundan daha iyi olan şarkılar listedeki kalan son 2 şarkıdır. Albüm adı üstüne ayrılık çanıdır. Bu şarkıdan ismini almıştır. Nostaljinin, ölümün, cennetin,insan olmanın, onun getirdiği hisslerin tasvirlerini içinde barındırır bana göre. Üstatların son şarkısıdır. Ve onlara yakışan bir sondur bence... Hatta sondaki soloda onlara çok yakışır gitar bana göre ağlar ta ki çanlar çalmaya başlayana kadar.
the grass was greener
the light was brighter
with friends surrounded
the night of wonder



2
– Comfortably Numb : İtiraf ediyorum ilk dinlediğimde bu şarkıyı sevmemiştim. Burda herkesten özür diliyorum bu yüzden öncelikle... Ne anlatabilirm bu şarkı ile bilmiyorum klasik geyik gerekiyorsa 2 ayrı kısmı vardı şarkının herkesin bildiği gibi David ve Roger’ın söylediği ve ben David Gilmour’u daha fazla sevdiğim için şarkının o kısımlarını hep daha çok sevmişimdir.
now i got that feeling once again.
i can't explain, you would not understand.
this is not how i am.
i have become comfortably numb.
Ve...
your lips move but i can't hear what you're sayin'.
when i was a child i caught a fleeting glimpse,
out of the corner of my eye.
i turned to look but it was gone.
i cannot put my finger on it now.
the child is grown, the dream is gone.
i have become comfortably numb.
Bunlar söylerlerken ben kendimden geçerim bi şekilde, anlamsızca... Benim bildiğim hep en sondadır bu şarkı konserlerde. İşe yarar bir bilgimidir onuda bilmiyorum ama... Galiba bende şu anda keyifli bir uyuşukluk içindeyim...



1 – Shine On You Crazy Diamond : Ve işte listenin tartışmasız bir numarası. Eğer hayatımın bir soundtrack i olsa kesinlikle film bittiğinde yani öldüğümde bu şarkının çalmasını isterdim. Bunun sözlerini falan anlatmaya ya da yazmaya bile çalışmayacağım. Herhangi bir şey söyleyip şarkıyı kirletmek istemiyorum... 8 buçuk dakika tek bir söz bile söylemeden nasıl insana her çeşit duyguyu yaşatabilir bir şarkı bunun ispatidır bu bence... Ayrıca ikinci kısmınıda en az birinci kısmı kadar çok severim.

Note The 10th



* İş hayatı çok bozdu beni, anne-baba gibi dizi izliyorum paso...
* Son zamanlarda deli gibi 3nokta kullnıyorum, anlamadım gitti
* ...
* Bu Cadılar Bayramı ve kostümlü partiler bir kaç yıla bizim ülkede de baya moda olacak söylemedi demeyin.
* Toplu taşıma araçlarına son binen ile ilk binemeyen arasınad çok ince ama bir o kadar da hayati bir çizgi var.
* Şu toplu taşımalara durduk yere koşan insanlara uyuz oluyorum. Misal sabah vapurun kalkmasına daha 7-8 dakika var biliyorum ama millet mal gbi koşmaya başlıyor, ben de gaza gelip istem dışı koşmak istiyorum, onu yapmasam bile hızlanıyorum istem dışı...
* Bu ara tahmin adı altında hep birşeyler sallıyorum, tahmni derken analiz ediyorum, ihtimalleri gözetiyorum sallıyorum bişiler adına da "yakınsal sallama" dedim.
* Geçen aklıma geldi, kandil simitini niye sadece kandilde satarlar ki, git normalde de sat, hatta donut gibi yap biraz ticari düşünmeleri gerekiyor bu pastanelerin bence
* Yolda gördüğüm şu lumpenler her ne kadar iyi taklit converse üstlerine abercrombie giyse de altlarına giydikleri jean lerden kaybediyorlar. ne yapsalar da olmuyor o pantalonlardan lümpenlik bir alt sınıflık fışkırıyor.
* Bir de saç stillerinden...

12/29/2009

25th hour

Çalışmaya başladığımdan beri süper monotonlaşansıradan bi hafta içi günüm.





07:15 - kalkış ve tuvalete gidiş
07:22 - lens takmaya çalışmak ve giyinmek
07:27 ve ya 07:28 - evden çıkış
07:36 ve ya 37 - otobüse biniş
07:47 ve ya 48 - otobüsten iniş ve telefonun saatine bakış
07-52 ve ya 53 - vapura biniş
burda hayatım biras farklılaşabiliyor
08:00 - vapur kalkar ve brk;
a- uyumaya çalışır
b- müzik dinler
c- kitap okur
08:20 - vapurun iskeleye yanaşma çabaları ve brk nin dışarı yönelmesi
burda da hayatım baya bi farklışalıyor
08:22 - karar anı
a-pastaneye poğaça almaya gitmek
b-tezgahta satış yapan amcaya gidip
1-simit almak
2-çatal almak
c-kahvaltıyı pas geçip direk ofise gitmek
08:26-32 arası - ofise giriş
not:dakika farkının fazla olması simitçide sıra beklemek, kaptanın gemiyi yanaştıramaması gibi elde olmayan nedenlerden dolayıdır.
08:35 - bilgisayarın açılması ile işin başlaması
not: aradaki saatleri özel olarak analtmıyorum çalışıyorum işte, hep aynı...
12:15 - klasik "nerede yemek yiyelim" tartışmasının yapılması
12:25-45 - öğle yemeği için dışarı çıkış burda da farklı ihtimaller devreye girmektedir.
a-fındık cafe ye git
b-elifli pastanesine git
c-kaloriya git- ki artık ufak bi ihtimal-
d-yemeğe çıkama ofise birşeyler söyle
12:25-45 ile 13:30-45 arası: yemek ye bir ya da iki çay iç, bazen tatlı da ye, hava güzel ise bir tur at ama fazlası olmasın
13:30-45 - ofise geri dönüş kısa bi facebook kaçamağı, haberlere de bak belki güzel birşey vardır
13:50 - işe tekrar başlama
18:15 - işleri bitirmeye başla belki 18:30 vapuruna yetişirim diye umut etmece
18:45 - ofisten çık burda da hayatım baya bi farklılaşıo
a-vapura bin kadıköye geç
b-deniz otobüsüne bin bostancıya geç
c-çok nadiren de olsa yukarı taksime çık
19:20 - vapur ya da deniz otobüsünden in
19:25 - ev için otosübe bin ya da arkadaşlar ile buluşacaksan onlar için farklı otobüse bin
burda da hayatım çatallaşıyor
19:50a - otobüsten in eve yürü
19:50b - dışardasın karnın aç onu doyur önce
19:55a - eve gir yemeği bekle
19:55b1 - döner ye
19:55b2 - fast food ye
buradan sonra saat saat anlatmaya gerek yok evde isen yemekten sonra ya birşeyler izliyorum ya pc başında boş boş oturuyorum arka fonda müzik ile, arkadaşlarla beraber isem de nargile içiyorum ya da ne bileyim risk falan oynuyorum
23:30 - duş al gerekirse sakal traşı ol
01:00 ve sonrasında bi dakikada - uyu!

10/31/2009

9. Not



* Ugg muymuş neymiş bunların adı. Bunlarada gıcığım ben arkadaşım - galiba çok şeye gıcığım- kızlar giyiyor salak salak bari güzel görünse. Çoğunda da hiç güzel görünmüyor kapkalın küt ayaklarınız varmış gibi duruyor. Boşuna giymeyin bence




* Şimdi bu adı ben buldum belki insanlar farklı bir isim vermiş olabilirler bu duruma. " Yan masadan konu çalmak" böyle bir şey var bizim ülkede tabi başka ülkelerde olabilir bilmiyorum. Misal sen arkadaşına ya şu maçı izledinmi, bu film süpermiş, off hatuna bak kütür kütür, v,b, birşeyler dersin yan,arka,ön masadaki tanımadığın insanlar bunu duyar ve onlarda kendi aralarında bu muhabbete başlarlar. Tabi bunu sizinde yaptığınız olmuştur illaki.

* Word çok salak bi program excel i yapan insanların bunu da yaptıklarına inanmak istemiyorum.

* Koca İstanbul'da hala yürüyen merdivenin sağ tarafından durup, sol tarafında yürümesi gerektiğini çözememiş insanlar var yahu. Deli ediyorlar beni. İnsanın işi gücü var siz yanyana durup salak saçma konuşucaksınız diye ben niye bekliyim sizi değil mi ama ?

* Boya kokusundan haz ediyorum.

* Balık kokusundan nefret ediyorum. Annem balık yıkarken musluğun alttaki hortumu patlamış dün hala çiğ balık kokuyor ev...

* "Az uyuyarak şekil yapma" böyle de bir şey var herkes biliyordur bence. Genelde ünüversitelerde hep böyle bir kaç tip olur. Yeri geldiğinde "abi", "kanka" der sana anlatır ya da okuldaki kızlara.... Genel olarak öyle oluyor. "Abi/Tuğçe varya son 2 gündür 3 saat uykuyla duruyorum." Afedersin ama iyi bok yiyorsun madem uyumadın gidip uyusana evde, bok mu var geliyorsun okula. Tamam uyumamış olabilirsinde bize ne bundan nasıl bir şey anlamamız gerek ki bundan, çok süper takılıyorsun sabahlara kadar parti marti hesabı mı? hadi Tuğçe'ye şekil yapmak istiyorsunda anlatıyorsun diyelim peki bize niye söylürsun ?

* Yurtdışına çıkınca dış mekanda fotorağ çekme furyası var bizim ülkede bunu farkettim. Her kimki yurt dışına çıksın direk o resmş çekiyor, genellikle bir meydan da heykel önünde. Niyedir nedendir diye düşünüce aklıma tek bir şey geliyor bize gezdiklerini göstermek istemeleri çünkü desem gel taksim meydanında ya da boğanın önünde resim çekilelim der ki : " aaaa ne o öle lümpenler gibi ". Ama gel görelim yurtdışında bir bronz heykel oldumu hemen gidip 123165 tane poz vermeler falan. O yüzden eğer birgün çıkarsam ülke dışına sadece iç mekanlarda fotoraf çektircem barda amrda elde bira ile :). Ki zaten çoğu fotomda öledir.

* Malum Kabataşta çalışmaktayım bilmeyenler öğrensin. Deniz otobüsü karşında alt geçit var tabi haliyle bir de özürlü asansörü. İşte bu alt geçitteki toplam 30 adet merdivende yürümemek için çoğu insan alt geçitte bu asansörü yakalamak için 15-20 metre koşuyor. Fakat benim malım o kadar koşupta harcayacağın enerji ile 30 basamak değil 60 tane bile çıkarsın ama olmaz di mi, illaki özürlü asansörünü kullancaksınız. Size burdan bir sorum var niye kullanıyorsunuz özürlümüsünüz ?

* Kimsede oluyormu bilmiyorum ama rüyalarımda bazen aynı yerlerde oluyor, aynı kişileri görüyorum. Ne var bunda diyebilirsiniz ama bu bahsettiklerimi tanımıyorum gariplik burada. Tanımadığımı düşündüm bazı insanları rüyalarımda ara ara görüyorum. Bilmediğim birkaç mekan var oralarda da oluyorum rüyalarımda. Nasıl birşey çözemedim belki de o mekanları ve insanları tanıyorumdur tabi.

bira,viski,tekila ve mide



İngilizce bilenler, bilmeyenlere çevirsinler. İngilizce bilmeyen insanlar da nasıl içmeleri gerektiğini bilmeli.

İçmişim başım dönüyor...


Böyle bakınca pek bi gario oluyor. Türkiye'yi zor buldum valla.

10/29/2009

İyi Bayramlar


Okuyan veya okumayan ama içinde bu çoşkuyu hisseden herkesin Cumhuriyet Bayraı kutlu olsun. Nice 100,200,300. yıllara. Bunun içinde herhalde muhtaç olduğumuz kudre damarlarımızdaki asil! kanda mevcut.

Dipnot: Bazı kesimler bunu faşizan söylem olarak görüyor artık ama...

Tanrının Eli

10/28/2009

Türkiye Kupası Başlıyor

Biraz fanatikce ama yazmadan duramıcam.... :)

Bugün Türkiye Kupası başlıyor...Ve daha düne kadar '' art arda 10 sene '' diyenlere '' ARALIKSIZ 27 SENEDİR '' süren laneti hatırlatıyoruz.Fenerbahçe nin son Türkiye Kupası aldığında doğan çocuklar bugün okullarını bitirdi askere gitti evlendi işe girip çoluk çocuğa karıştılar.Ama Fenerbahçe hala Türkiye kupasını alamadı :( İŞTE REKOR BUDUR !10 SENE DEĞİL 20 SENE DEĞİL.HERKES SUSSUN RAKAMLAR KONUŞSUN...TAM 27 KOCA SENE !

by Cihan Tuğlu

10/20/2009

Hagi vs. Alex


Muhabir : Alex ile kıyaslanıyorsunuz, ne düşünüyorsunuz ?
Hagi : Hangi Alex? , Beni onla mı karşılaştırıyorlar ( gülerek )

Not: Sabah'tan alıntıdır.

10/08/2009

içiyorsamsebebivarmadensuyundan...


Amca keşke delikanlı gibi ipneyim deseydin, ne gerek vardı bu kadar yalan dolana... :)

10/05/2009

Flashforward


Kısaca; Lost sonrası en büyük dizi adayım. 1-2 hafta içinde daha detaylı anlatıma giricem. Dünyadaki insanlar 2 dakika 17 saniye boyunca bilinç kaybına uğruyor ve 6 ay sonraki hallerini görüyorlar bunun üzerine bir F.B.I. ekibi inceleme yapmak içni toparlanıyor ve olaylar gelişiyor.

10/04/2009

Not the sekiz


* Geyik diyede etiket mi olur
* Google'a painting yazdım ilk bu resim çıktı... İlginç
* Google mı goggle mı diye hep ikileme düşüyorum, kontrol etme ihtiyacı duyuyorum.
* Saatleri ayarlama enstitüsü'nü okudum süper kitap, süper laflar var, ara ara yazıcam onları buraya
* Tayyip kendisinide erişime engellesin
* Taksim Gezi Park'ında sahaf festivali varmış, gitmek istiyorum. Ucuz kitap iyidir.
* Türkiyede sanatın gelişememesinin nedeni kafalarının üstünden artislik resim çeken kızlardır. Öle resimler çekilirse bu ülkede tabiki fotorafçılık falan gelişemez.
* Keza tuvalet aynasından poz kesip resim çekenlerde bunun sebebidir.
* Beşiktaş bugün gol atmış, beşiktaşlı arkadaşlarımı kutladım önemli birşey sonuçta bayadır atmıyorlardı...
* Cumartesi geceleride evde takımak pek bi sıkıcı...
* Alkolde yok evde.
* İş hayatımın ilk eşantiyonunuda aldım. 2,5 gb flashdisk. Niye 3 değilde 2,5 diye sorarsanız eğer, adamlar 500 mb lık kısmına reklamlarını koymuşlar silinmiyorda.
* Flashforwad isimli diziyi izlemeye başladım bayada güzel gibi. Losttan Penny, Charlie ve Coupling den Steve de dizide.

10/03/2009

Tarla Ayağı...


Kimbilir patates ekiyoruz ayağına ne ekiyordunuz tarlalarınıza ?

p.s.: Anafikir es den alınmıştır. O kendini biliyor. :)